Dr. Ahmet Acar Kriyoterapi Nedir? Avantajları ve Tedavi Başarısı

Kriyoterapi Nedir? Avantajları ve Tedavi Başarısı

Kriyoterapi son 30-40 yıl içinde dermatolojide gittikçe daha yaygın kullanım alanı bulmuş olan önemli bir tedavi yöntemidir. Birçok farklı ve tedavisi zor dermatolojik problemde hekimin yardımcısıdır. Yüz güldürücü sonuçlarıyla hastaları da memnun etmektedir.

 

Kriyoterapi vücudun ya da bir bölgesinin kısa süreli soğuğa maruz bırakıldığı bir tedavidir. Anlam olarak ‘soğuk ile tedavi’ demektir. Dermatolojik hastalıklardaki uygulamalardan başka tüm vücuda uygulanan şekilleri de vardır. Buz masajı, buz banyoları, soğutucu sprey, kriyo-sauna gibi farklı amaçlarla kullanılan tedaviler bunlara örnektir. Cilt hastalıkları dışında romatizmal hastalıklarda, spor hekimliğinde ve kozmetik amaçlı kullanımları da mevcuttur. Uygulanması kolay ve hızlı sonuç alınan bir tedavi yöntemidir.

Kriyoterapi Nedir?

Kriyoterapi hastalıklı bölgenin dondurularak tedavi edilmesidir. Kriyoterapi özel cihazlar vasıtasıyla tahrip edilmek istenen hastalıklı bölgeye sıvı azot gazının uygulanmasıyla yapılır. Dokuya temas eden -196 °C’deki sıvı azot dokuyu dondurur. Kısa süreli donma işlemi sonunda doku normal sıcaklığına geri döner. Bu donma-erime sürecinde hasta dokudaki hücreler tahrip olup ölür. Bu ölü hücreler iyileşme sırasında yavaşça atılır ve yerine taze doku oluşur.

Kriyoterapinin Avantajları nelerdir?

Hastalığın uygulanmasının kolay ve pratik olması, kısa sürede sonuca ulaşılması, komplikasyonlarının çok az olması bu yöntemin büyük avantajlarıdır. Hastane yatışı gerektirmeyen, çoğu vakada ilk muayenede tedaviye başlanabilen, seansları dakikalar içinde tamamlanan ve günlük yaşantıyı genellikle aksatmayan bir tedavi şeklidir. Az sayıdaki özel ve aşırı doz uygulanan nadir durumlarda uygulama sonrası bir ya da birkaç gün ev istirahati gerekebilir. En önemli avantajları aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Bazı deri tümörlerinde cerrahi uygulama gerekmeksizin tedavi imkanı sağlar.
  • Komplikasyon (istenmeyen sonuç riski) çok düşüktür.
  • Uygulanması kolay ve hızlı bir yöntemdir.
  • Ayaktan takip ile uygulanabilir.
  • Genellikle anestezi yapılması gerekmez.
  • Güvenli bir tedavi yöntemidir.
  • Kişiler günlük faaliyetlerini ve çalışma hayatını devam ettirebilir.
  • İlk günden itibaren banyo yapmak serbesttir ancak tedavi bölgesini ikincil enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla sabah akşam pansuman yapılarak bölgenin kapatılması daha uygundur.
  • Her yaştaki hastaya ve gebelere uygulanabilir. Ancak soğuk ile ilgili alerjisi olan hastalarda uygulanmaz.
  • Kozmetik sonuçlar hastaların büyük bir kısmında memnuniyet vericidir.

Kriyoterapi Nasıl Uygulanır?

Kriyoterapi uygulanan hastalara tedaviden önce olabilecek yan etkiler anlatılmalı, hastalığın diğer tedavi yöntemlerine göre avantajları açıklanmalıdır.

 

Hastalığın ihtiyacına göre solid ya da sprey uçlar vasıtasıyla uygulanan kriyoterapide göz önünde bulundurulması gereken temel özellik hücre öldürücü soğuk dozunun hastalığın derinliklerine kadar ulaşmasıdır. Ancak bu süreçte çevre dokulara zarar verilmemelidir. Hastalığın türü ve evresine göre uygulanması gereken dozlar çok değişkenlik gösterir. Burada hekimin tecrübesi büyük önem kazanır. Hekim hangi vaka ne doz ihtiyaç gösteriyorsa onu uygulayacaktır.

 

Tedavi için gereken seans sayısı hastalığa, hastalığın evresine, lezyonların büyüklüğüne, belirtilerin yerleşim yerine, kişinin bağışıklık durumuna göre değişiklikler gösterir.

Kriyoterapi Seansları Hangi Aralıklarla Uygulanır?

Hastalığın tipi, büyüklüğü ve derinliğine göre değişir. Çünkü hastaların ihtiyacı olan dozlar kişiye özeldir. Seans aralığı en az 2 haftadır. Çoğu vakada 1 ayı geçmez. Nadiren 5 haftaya kadar uzayabilir. Bu aralığı belirleyen unsur yaranın iyileşme hızıdır. Seans aralıkları ne gerektiğinden az ne de fazla olmalıdır. Bu yüzden hekimin tavsiyelerine harfiyen uyulması ve ara kontrollerde belirlenen tarihlerde tedavilerin uygulanması gerekmektedir.

Kriyoterapi Tedavisi Sonrası Süreç Nasıldır?

Donma-erime döneminden sonra doku hasarı alanı oluşur. Birkaç saat içerisinde ödem ve kızarıklık meydana gelir. Sonraki günlerde kabarcık ve kabuklanma dönemleri izler. 21 gün sonra pembe bir granülasyon dokusu gelişir. Daha sonra yavaşça taze deri oluşumu gerçekleşir.

 

Hekim, kriyoterapi sonrası gereken dıştan uygulanan (topikal) ilaçları verir. Tedavi sonrasındaki evrelerle ilgili hastaları bilgilendirir.

 

Bazı nadir durumlarda ilk gün oluşan ağrı için analjezik (ağrı kesici) gerekebilir. Hastalığın türüne, bölgesine ve uygulanan doza göre hekim belli aralıklarla hastayı kontrole çağırır ve gereken harici tedavi değişikliğini belirler. Epitalizasyon (taze deri oluşumu) tamamlandıktan sonra belli aralıklarla kontroller sürdürülür.

Kriyoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?

Uygulama sonrası geçici olan ve kaybolan ödem sayılmazsa diğerleri ihmal edilebilir azınlıkta nadir belirtilerdir. Buradaki ödem beklenen bir durumdur. Tedavinin iyi sonucu uygulama sırasındaki geçici belirtileri unutturmaktadır. Kriyoterapinin en önemli yan etkileri aşağıdaki gibidir;

 

Ağrı: Her bölgede ve deri hastalığında aynı şiddette değildir. Lezyonları büyük ve derin vakalarda ağrı olacağından lokal anestezi gerekir. Diğer yandan el içi, ayak altı, tırnak çevresi derisi ve mukozalar ağrı açısından daha hassas bölgelerdir.

 

Ödem: En çok göz çevresinde görülür ama genel olarak bütün hastalarda oluşur. Sert lezyonlarda ödem ile birlikte içi kanlı sıvı dolu kabarcık (hemorajik bül) oluşabilir.

 

Kanama (Hemoraji): Çok nadir görülür. Daha çok damar tümörlerinin tedavisinde ortaya çıkabilir.

 

Yara İzi (Skatris): Nadiren görülür. Büyük Lezyonların tedavisinde oluşabilir.

 

Atrofi: Yara izine benzer bir görünüme yol açar. Deri altı dokusunun yetersiz olduğu bölgelerde çok nadiren görülebilir.

 

Pigment Değişiklikleri: Daha çok koyu renkli kişilerde ya da lezyonların büyük olduğu durumlarda görülebilen nadir belirtilerdendir.

Kriyoterapi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Kriyoterapi farklı sebeplerle oluşan birçok dermatolojik sorunun tedavisinde hekimin yardımcısı olan önemli bir tedavi yöntemidir. Bu hastalıklar farklı deri bölgelerinde, değişik renk, biçim ve boyutlarda karşımıza çıkabilir. Doğru uygulanmak şartıyla sonuçları memnuniyet vericidir. Aşağıda kriyoterapinin en sık kullanıldığı dermatolojik hastalıkları görebilirsiniz;

  • Siğiller
  • Benler
  • Bazı güneş lekeleri
  • Deri Boynuzları
  • Molluskum Kontagiozum
  • Bazal Hücreli Karsinoma
  • Skuamöz Hücreli karsinoma
  • Solar (Aktinik) Keratoz
  • Bowen Hastalığı
  • Lökoplazi
  • Seboreik Keratoz
  • Kist Sebase
  • Şark Çıbanı (Layşmanyozis Kutis)
  • Keloidler
  • Akne Keloidyen
  • Hipertrofik Akne Sikatrisleri
  • Granüloma Piyojenikum
  • Dermatofibromlar

 

Bazı önemli ve sık rastlanan dermatolojik problemlerin tedavisiyle ilgili özetle bahsetmek gerekirse; el siğillerinde özellikle tırnak etrafına yerleşen siğillerde kriyoterapi çok etkili ve kozmetik sonuçları iyi olan bir tedavi yöntemidir. Ayaktaki siğillerde de öncelikli olarak tercih edilmesi gereken bir tedavi şeklidir. Genital siğillerde bazı durumlarda kısmen kullanılabilir. Çocuklardaki Molluskum tedavisinde önemli bir yardımcıdır. Türkiye’nin güney ve güneydoğusunda yer alan Adana, Hatay, Gaziantep, Mardin, Urfa gibi illerimizde sıklıkla görülen şark çıbanının tedavisinde de çok önemli bir yöntemdir.

Ne Kadar Zamanda Sonuç Alınmaktadır?

Lezyonların tipine, bölgesine, büyüklüğüne ve sayısına göre değişir. Bazı durumlarda 1-2 seansta sonuç alınırken bazı hastalarda 6-8 seansa kadar uzar. Büyük ve derin lezyonu olan kişilerde ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda seans sayıları daha çok olur.

Kriyoterapide Tedavi Başarısı

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere ülkemizde ve dünyada gittikçe daha sık kullanılan kriyoterapi dermatoloji pratiğinin vazgeçilmez tedavi yöntemlerinden biridir. Ancak diğer tüm tedavi yöntemlerinde olduğu gibi sonucu belirleyen esas faktör hekim tecrübesidir. Hastaya özel tedavi şekli ve dozu en önemli unsurdur. Bununla beraber hastanın da kontrolleri aksatmaması ve hekim tavsiyelerine uyması gerekmektedir. Böylece istenmeyen durumlarla karşılaşılmayacak ve en kısa zamanda en mükemmel sonuçlara ulaşılabilecektir.

Dr. Ahmet ACAR
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı
Dr. Ahmet Acar

Dr. Ahmet ACAR

Dermatoloji Uzmanı

İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Uludağ Tıp Fakültesinde Dermatoloji, Alerji ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar üzerine 7 yıl süren Doktora ve üzeri çalışmalar yaptı.

1994’ten beri Sakarya’da Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı olarak çalışan Dr. Ahmet Acar 33 yıllık meslek hayatı boyunca üniversite, devlet hastanesi, özel muayenehane hekimliği tecrübelerinin sağladığı birikimle hizmetlerine devam ederken tüm deri hastalıkları ve zührevi hastalıkların tedavilerini gerçekleştirmektedir. Bununla birlikte yüz gençleştirme, estetik lazer yöntemleri, cilt bakımları ve HPV tedavileri en çok hizmet verdiği alanlardır.

En çok okunanlar

UÇUK NEDİR? UÇUK NEDEN ÇIKAR VE NASIL GEÇER?

UYUZ HASTALIĞI NEDİR? UYUZ NASIL BULAŞIR? BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Dr. Ahmet Acar  - Hakkında

Dr. Ahmet ACAR

Dermatoloji Uzmanı

İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Uludağ Tıp Fakültesinde Dermatoloji, Alerji ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar üzerine 7 yıl süren Doktora ve üzeri çalışmalar yaptı.

1994’ten beri Sakarya’da Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı olarak çalışan Dr. Ahmet Acar 33 yıllık meslek hayatı boyunca üniversite, devlet hastanesi, özel muayenehane hekimliği tecrübelerinin sağladığı birikimle hizmetlerine devam ederken tüm deri hastalıkları ve zührevi hastalıkların tedavilerini gerçekleştirmektedir. Bununla birlikte yüz gençleştirme, estetik lazer yöntemleri, cilt bakımları ve HPV tedavileri en çok hizmet verdiği alanlardır.

Dr. Ahmet Acar - Logo
Dr. Ahmet Acar - Deri hastalıklarının tedavisi dermatoloji uzmanının işidir.